Bilişim Personeli Ne Mezunu? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
Bilişim sektörü, son yıllarda hızla büyüyen ve neredeyse tüm sektörlerde yerini sağlamlaştıran bir alan. Ama bu alanın içinde çalışacak olan “Bilişim personeli”nin kimler olacağı, ne tür bir eğitim alacağı hala tartışılan bir konu. Hangi mezuniyetin bu alanda yer almayı hak ettiğine dair çok fazla önyargı ve sınır var. Peki, bilişim personeli ne mezunu olmalı? Hangi bölümlerden mezun kişiler bu sektöre girmeli? Bu yazıda, sokakta, toplu taşımada, işyerinde gördüğüm sahnelerden yola çıkarak, bilişim personelinin eğitimi ile toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden nasıl bir ilişki kurduğumu anlatacağım.
Bilişim Sektöründe Kimler Yer Almalı?
Bilişim sektörü genişledikçe, bu alanda çalışan kişilerde aranan nitelikler de değişiyor. Ancak, hala birçok kişi bu sektörde yalnızca teknik ve mühendislik bölümlerinden mezun olanları görmek istiyor. Bu, aslında toplumun genel bir kalıp anlayışından kaynaklanıyor. Birçok insan bilişim personeli deyince aklına yazılım mühendisleri, bilgisayar mühendisleri veya teknik bölümlerden mezun kişileri getiriyor. Ama gerçek şu ki, bilişim sektörü artık sadece bu teknik insanlardan ibaret değil. Veritabanı analistinden dijital pazarlama uzmanına kadar geniş bir yelpazede kariyer fırsatları var.
Sokakta yürürken, toplu taşımada bir kişiyle sohbet ederken, bazen insanlar “Bilişimci olmak için hep bilgisayar mühendisliği mi okumalıyım?” gibi sorular soruyor. Ve çoğu zaman aldıkları cevaplar hep aynı oluyor: “Evet, mühendislik okuyacaksın.” Ama bu sınırlayıcı bir bakış açısı değil mi? Türkiye’de bazı üniversiteler, sosyal bilimlerden bile bilişim alanına geçiş yapabilecek öğrencilere olanak tanırken, hala “bilişim” denince akla sadece teknik bölümler geliyor. Bu, aslında toplumun toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik anlayışındaki dar bir bakış açısını da yansıtıyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Bilişim Sektörü
Bilişim sektöründe kadının yerini her geçen gün daha fazla görüyoruz, ancak hala erkek egemen bir sektör olduğu açık. Çevremdeki kadın arkadaşlarımın çoğu, bilişim alanına adım atmayı isterken bile, “Bu sektör çok erkek işi, bana uyar mı?” diye endişe duyuyorlar. Bilişim personeli ne mezunu olmalı sorusuna sadece erkeklerin teknik mezuniyetlere odaklandığı bir bakış açısıyla yaklaşmak, sektördeki çeşitliliği daraltıyor. Kadınların bilişim alanına daha fazla girmesi, bu sektörün büyüklüğüne katkıda bulunacak bir değişim yaratabilir.
Bir gün işyerinde otururken, kadın arkadaşım bana “Bilişim sektörü deyince hep erkekleri düşünüyorum. Ama ben de bu alanda olmak istiyorum” demişti. Ben de ona, “Sadece mühendislik okumak zorunda değilsin, bilişim sektörü sosyal bilimlerden de beslenen bir alan. Kadınlar her alanda var, burada da olmalı” demiştim. Hangi bölümden mezun olursanız olun, bilişimde kadınların sesinin daha fazla çıkması gerekiyor.
Geçen gün bir etkinlikte, özellikle kadınlara yönelik yapılan bir yazılım eğitimine katıldım. Etkinlikteki kadınların hepsi yazılım geliştiricisi olmak istediklerini söylediler ama hiçbirinin mühendislik kökenli olmadığını gördüm. Çoğu işletme, pazarlama, hatta psikoloji bölümlerinden geliyordu. Yani, bilişim personeli ne mezunu sorusunun cevabı aslında çok daha geniş ve çeşitlendirilebilir. Sadece teknik alanlardan mezun olmanıza gerek yok.
Çeşitlilik ve Bilişim: Herkes İçin Bir Alan
Bilişim sektörü aslında sadece mühendislik bölümlerinin uzmanlık alanı değil. Grafik tasarım, içerik yönetimi, dijital pazarlama ve hatta psikoloji gibi farklı disiplinlerden gelen insanlar, bilişim sektörüne katkıda bulunuyor. Bunu fark ettiğinizde, aslında bu sektörün ne kadar kapsayıcı bir alan olduğunu da görüyorsunuz. Çünkü teknoloji sadece bilgisayar mühendislerinin değil, yaratıcı, stratejik ve sosyal bilimleri iyi bilen insanların da katkı sağlayabileceği bir alan.
Bir arkadaşımın annesi bir dijital pazarlama uzmanı. Kimse onun bilgisayar mühendisliği okumadığını bildiğinde şaşırıyor. Fakat, bilişim alanında farklı bölümlerden gelen insanlar her gün piyasada kendini gösteriyorlar. Kadınların ve farklı disiplinlerden gelen kişilerin bilişim sektöründeki varlığı, sektörü hem daha yaratıcı hem de daha kapsayıcı bir hale getiriyor. Peki, bu çeşitliliği tam anlamıyla kabul ediyor muyuz? Yoksa hala “Bilişim personeli ne mezunu olmalı?” sorusuna sadece teknik mezuniyetlerle mi cevap veriyoruz?
Sosyal Adalet ve Bilişim Sektörü
Sonuçta, bilişim sektörü toplumsal eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor. Genellikle bu alana daha çok erişimi olan, eğitim fırsatlarını daha rahat bulan kişiler başarılı oluyor. Ancak bu alandaki engellerin kaldırılması, sosyal adaletin sağlanması için çok önemli. Çevremde bazı insanlar, “Bilişim sektörü çok elit, sadece belirli bir kesim bu alanda yer alabilir” diyor. Bu doğru değil. Bilişim sektörü, toplumsal cinsiyet ve gelir farkı gözetmeden herkesin fırsat eşitliğinden faydalanması gereken bir alan olmalı.
Sosyal adalet açısından bakıldığında, bilişim sektöründe herkesin eşit fırsatlarla yer alabilmesi için çok daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani, bir kişinin bilişim sektörüne girmesi için sadece mühendislik fakültelerinden mezun olmasına gerek olmadığını anlatmak, toplumsal eşitsizliğin azaltılması adına önemli bir adım olacaktır.
Sonuç
Bilişim sektörü her geçen gün büyüyen, evrilen ve farklılıkları içinde barındıran bir alan. “Bilişim personeli ne mezunu olmalı?” sorusuna sadece teknik bölümlerle sınırlı bir bakış açısıyla yaklaşmak, sektörün potansiyelini kısıtlamak olur. Bu alanda yer alabilecek her bireyin, hangi bölümden mezun olduğuna bakılmaksızın şansı olmalı. Sadece bilgisayar mühendisliği okumak değil, işletme, psikoloji, grafik tasarım gibi farklı bölümlerden gelen bireyler de bu sektörde kendilerini gösterebilmeli. Kadınların ve farklı toplumsal kesimlerin bu sektörde daha fazla yer alması, hem sektörün gelişmesi hem de sosyal adaletin sağlanması adına önemli bir adım olacaktır.